HASHUS1099
YAZILAR  
  Nablus Savaşı'nda Mustafa Kemal'e atılan iftiralar Hk.
  Bekir Sami Günsav ve Yüzbaşı Selahattin'in gözünden Irak Cephesi'nde Kazım Karabekir
  Bir Cumhuriyetçi, Neden Çatı Adayına Oy VERMEMELİ?
  Öğrenim Kredisi için Faiz Affından Yararlanacaklara...
  Falih Rıfkı - Eski Saat s330
  Ah şu yüzyılların şark zihniyeti... sen mi büyüksün, Galatasaray mı?
  Abdülhamit Dönemi Donanma - Hasan Rami Paşa
  Vahdettin'in Kurtuluş Savaşı'nın Destekçisi Olduğu Yalanı
  FATİH TERİM'E RAĞMEN GALATASARAY'IN İLERLEYİŞİ
  GALATASARAY, Şampiyonlar Ligi B Grubu'ndan Nasıl Çıkar?
  17 Ağustos Hakkındaki Yalanlar
  Deprem - Güneş Tutulması İlişkisi(zliği)
  Adnan Menderes, Über Demokrat!
  Star Trek Into Darkness: Hayal Kırıklığı ve Mutluluk
  Eve Dönüş, Sarıkamış 1915 Hayal Kırıklığı Yarattı
  Osmanlı Hanedanı Kovulmayabilir miydi?
  Cumhuriyet Bayramı'nda Atatürk'ün Askerliğini Sorgulayanlara Sardım
  -Harf Devrimi'nin Faydaları, İftiralara Cevaplar
  -Dany ve Riera'nın İyi Oynadığı Yalanı
  -EMEK HIRSIZLIĞI ARŞİVİ
  -Mehmet Akif ve vatanseverlik
  DEPREM BİLİNÇSİZLİĞİ
  ATATÜRK'E GÖRE ATATÜRK
  Tarihimizden Ders Alıcı Bir Yaprak
  Kurtuluş Savaşı
  Ziyaretçi defteri
  Sayaç
Abdülhamit Dönemi Donanma - Hasan Rami Paşa


o dönemin kokuşmuşluğu hakkında hasan rami paşa'nın (donanma komutanı-bahriye nazırı) anılarından alıntı yapayım.

"memleketin mukaddetatına 33 seneden beri hakim olan zillet, meskenet ve nizamsızlığı görerek, akdeniz filosu kumandanlığına tain olduğum 1312 (1896) yılından beri sarayla muharebeye girişmiş, o tarihten beri saray başkatipliği vasıtasıyla alınan padişah emirlerine cevaplar verilmiş ve ayrıca, kendi adıma da muharebelerde bulunmuşumdur. bütün bu maruzat, mahv ve perişan edilen bahriyenin ıslahına, saraya verilen jurnallerin nazara alınmaması, hafiyeliğe yönelenlerin cezalandırılması, bahriye nazırı hüsnü paşa'nın yağmacılıklarına son verilmesi, zavallı ve mübarek vatana merhamet edilmesi içindi. bu ifadelerim, daima numara ve tarih kayıtları ile cereyan eden yazılı belgelerdir. ait olduğu makamlarda da kayıtlı ve saklı olmak lazım gelir."

-hasan rami paşa devam ediyor;

"nezarete tayin olunduğum zaman bahriye mensuplarını miskinlik illetine uğramış halde buldum.tersane tesislerinin ise hiçbiri işlemiyordu. bahriyece mühim olan havuz kapakları da haraptı. torpido istimbotları kıçtan karaya bağlanmıştı. alt tarafları demir hamızı tutmuştu, çürüyorlardı. bitiyorlardı.
kasımpaşa kahvelerinde esnemekle vakit geçiren biçare bahriyelilere daima tesadüf olunurdu. askerler, silah kullanmanın en basit kaidelerini dahi bilmiyorlardı. gerçi durmadan jurnal edildim, ama işime devam ettim.
bahriye nezaretini borca boğulmuş buldum. ne para veriliyordu, ne de itibar kalmıştı. ayrılan bütçenin, ancak üçte birinin verilmesi ise adet haline gelmişti."

-bir parça daha;

"askerleri okuturmaya kalkıyordum, ertesi gün (olmaz!) diye bir padişah emri tebliğ ediliyordu. gemilerin hiçbiri yerinden kıpırdamayacak diye irade geliyordu."

-çanakkale'de kaldığı sırada yaşadıklarından;

"...nihayet gemiler çürüdü. içlerinde asker barınamayacak hale geldi. subaylar bile kamaralara şemsiyeleri açık olarak girer çıkar oldular. çürüklük bir raddeye vardı ki, artık bu gemilerin kalafat edilmeleri bile imkansız hale geldi. tamirat için yazılan yazılar, hep hasıraltı ediliyoru."

-en bombası da yunan harbi için 18 mart 1897'de mesudiye, hamidiye, aziziye, osmaniye zırhlıları da dahil donanmanın hareket edişi hakkındaki bilgilerdir. amiral gemisi mesudiye'nin 8 kazanından 3'ü patlar, diğer gemiler de mesudiye'yi takip eder. (bu sırada bahriye nazırı hüsnü paşa'dır)

"o esnada gemilerin güvertelerine bir göz gezdiren bulunsaydı, ne derecelerde perişanlığın ve gelişigüzel hareket olunduğunun gerçeklerini görürdü. donanmanın mürettebatını, birkaç gün önce memleketlerinden gelmiş acemi efrat teşkil ediyordu. sarayburnu bin müşkülatla dolaşılıp yeşiköy hizalarında gemilerin durdurulmasına lüzum görüldü. ama bu sefer de bir fırtına çıktı. herbez dubası ise tamamen gözden kayboldu. gemilerde elektrikli işaret fenerleri ve projektörler dahi yoktu. yirmi sene evvel kullanılıp, artık terkedilmiş olan ve içlerine mum dikilen işaret fenerleri dahi tamam değildi. hamidiye gemisinin ise hem kazanları patlamış, hem gemi su almıştı."

...diye uzar gider. bu fiyaskolar sonucunda zaten gemi komutanları da "bu gemilerle savaşa girilmesi devletin onuruna ve padişaha ihanet olacaktır" diyerek istifalarını sunarlar.

gel gelelim onarım için yollanan ve yeni alınmak üzere ısmarlanan gemi israflarına. rauf orbay anılarında bunlardan da bahseder ki bagnam paşa ve mürettebat ile beraber almanya'da güya onarım gören bir asar-ı tevfik fırkateyni'ni ülkeye getirmek üzere hareket ederler. ancak geminin hiçbir şekilde onarılmadan teslim alındığını görürler. 40 yıllık gemi güç bela ülkeye getirilir, ancak yolda defalarca makinesi çalışmaz halde kalmış ve rezil olmuştur.

abdülhamit dönemi için yalnızca donanmanın durumu budur. devletin her kademesi de bu tarz kokuşmuşluk içindedir. abdülhamit'in tek yaptığı sorunların çözümünü erteleyerek kolun kangren olmasını, ama birkaç on yıl daha kesilmemesini sağlamaktı. belki yalnızca el kesilecekti, ancak kolu da kaptırmış oldu.
 
  Mustafa Kemal Fahrettin Altay Fevzi Çakmak  
Reklam  
   
 
   
Bugün 1 ziyaretçi (23 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=